...

8/11/2006

11 kasım 2006 için...aşkıma...

 

 

ben doğmadan başladı aşkım sana...

melekler fısıldamıştı adını..gittiğin yerde seni bekliyor demişlerdi.

 

o annen yada baban değil,kardeşin hiç değil..zaten senin kardeşinde olmayacak,sen yalnız büyüyeceksin diğer çocuklar gibi sana oyun kuran bir ağabeyin, ablan,kardeşin  olmayacağı için bu sevgiden mahrum kalacaksın..

 

ama "O"..

 

o sana hayatının en mutlu oyunlarını oynatacak

en güzel gündoğumlarını,

en dingin günbatımlarını,

en huzurlu uykularını onunla uyuyacaksın

onun yanında hep sevinçli hep güvende hissedeceksin kendini..

 

yaşadığın bir sürü karmaşık duygunun ne olduğunu soracaksın kendine

 

"aşk"..

 

diye tanımlayacaklar sana

aşkın hırçın bir kızı nasıl evcilleştirdiğini,onun yanında her nefesin ne kadar değerli olduğunu anlayacaksın

dediler...

 

korkuyla karışık bir heyecan başladı bende...bu karmaşa dünyaya gelmemide biraz geciktirdi zaten :)

beni burda bekleyenleri baya telaşlandırmışım (10 gün kadar gecikince )

 

beklenen zamanda doğsaymışım (her zamanki inadım tutmasaymış) seninşe aynı tarihte dünyaya gelecekmişim

melekler öyle ayarlamış ama...

 

doğduğum gün aradım yüzünü

bulamadım seni..

"hani" "nerde" dedim ve ağlamaya başladım..

dilim çözülmedi 1-2 sene elim tutmadı..

ağladım ağladım..

sonra uslu durdum..belki gelirsin diye

 

seni bekleyerek geçen zamanda büyüyordum..mekan değiştiriyorduk ve ben korkuyordum,beni bulmaya geldiğinde beni bulamamandan...

 

okula başladığım ilk gün korktum o kadar çocuğun arasında seni nasıl bulacağım diye...

 

zaman hızla geçti..

 

başka insanlarda aradım seni

sen sandım başkalarını

inanamadım sen zannettiğim insanlar bana zalim davranınca

o zaman anladım sen olmadıklarını

çünkü sen..beni üzmezdin

asla kırmazdın

mutsuz etmezdin

umudumu kaybettim

güneşimi kaybettim

 

kalbim yine kırılacak diye

ruhum yine ezilecek diye

yolun hep kenarından yürüdüm

kısık sesle konuştum,gölgelere saklandım

seni asla bulamam diye ağladım geceler boyu uykumda

 

sonra aniden...  -hiç ummadığım yerden-

bakmakla görmenin aynı şey olmadığını bir kez daha bana öğretircesine

karşıma çıktın(!)

 

sam yelinin başladığı zamanda

aşk ..assosta başlar,devam eder sonsuza dedin

athena tapınağında kutsanan bir aşkı,midillinin denize yansıyan ışıkları tamamlayabilirdi...

 

antik pansiyonda

karanlık holünün boşluğuna yağan temmuz yağmurunda

 

bodrumda..

"sana ait değilsem,bu dünyaya da ait değilim "dediğinde..

 

gümüşlükte..kocaman mehtabı karşımıza alarak ilerlerken..

 

erol ağabeyin kıssadan hisselerini dinlerken

 

white house da gecenin son ışıklarını gündüze teslim ederken

 

seferihisar da

 

dali de

 

öğretmen evinde..

 

seninle içime aldığım her nefeste..

 

anladım ki..

hayatımdaki eksik parçaların en büyüğü senmişsin,bunu bilmiyormuşum

sensiz yaşayacağım hayat yarım bir hayat olurmuş,ben bunu bilmiyormuşum

bana gülümsediğin ilk anda biliyordum senin hayatımın aşkı olduğunu

senin bambaşka olduğunu

 

teşekkür ederim..beni hayatına aldığın için

katıksız sevgin..

coşkun aşkın için

dostluğun için

ve

melekleri yalancı çıkarmadığın için

 

iyi ki doğdun

27/1/2006

ben rüyamla ilgil yazarken...kaza olmuş haberi geldi..

iş yerimde sıcak sıcak oturmuş eski sevgilile ilgili saçmalarken..camdan dışarı baktım..

 

trafik ışıklarında bir adam yatıyor..poşetler üztünde.. ayakkabıları kartonun üstüne konmuş..cansız...hareketsiz..

 

bu dünyayla işi bitmiş..

 

canım sıkıldı..

 

gereksiz şeyler için üzülüyorsun selda...

27/1/2006

rüya

ASevginin

şkın çarelerinden birkaçtanesini sayayım

Rahmi:

 saf olanı segiliye kavuşturmaz zaten

Öncelikle maşukla birlikteliktir

Rahmi:

Sonra

Rahmi:

Acıdır

Rahmi:

Sonra başını kaldıramadan dünya işi ile uğraşmaktır

Rahmi:

Sonra aşkının ızdırabını kendisiyle paylaşaxağın

Rahmi:

ana gibi bir dost bulmaktır

Rahmi:

Sonra

Rahmi:

duygularının dışına çıkıp

Rahmi:

ona dışardan bakmaktır

Rahmi:

Aşık kim

Rahmi:

aşk ne

20/1/2006

yara

dün içimdeki yaram acı yine.. üç yıl önce tüm vücudumu saran,hareket ettiğimde,nefes aldığımda,gözümü açıp kapadığımda dahi yaşamımı ızdıraptan başka bir hale dönüştürmeyen yaram..

 

 

küçüldü..

 

tavada erime bıraktığım margarin parçası geldi aklıma ..

katıydı..

 

soğuk..

 

ateşe dayanamayıp küçülüşünü izledim..

 

küçüldü..

 

küçüldü..

 

 

 

en küçük hali en kızgın haliydi..

 

içimdeki yarada küçüldü,ama hala çok acı veriyor.

 

küçük bir ayrıntı..bir rüya ,belki bir koku, bir an..

 

üç yıl oldu..

 

ben sadece hal değiştirdim..

 

o kadar

 

 

23/11/2005

İzmir de yağmur...

Sezen Aksu havasıdır bu havalar.. Hani hafifçe depreşirsiniz,sorgulamalar başlar içinizde. Hava mıdır sizi hüzünlü yapan böylesi sorgulatan yoksa siz mi sorgulamak için bu havayı beklersiniz? yada içinize akıttığınız gözyaşlarınız mıdır yağmura imrendiren sizi..Yağmurun cesareti midir içinizdeki sorguların başlangıçı..

 

Sarılsam battaniyeme ,alsam elime bir fincan kahvemi boş bir klübede (dağ evi olsa daha iyi olca herhalde klübe fikri bile üşümeme yetti.) yaksam şöminemi... Şu anda ne çok insanda bu hayal var kimbilir... en azından ayaküstü bugün kimle konuştuysam benzer hayallerden bahsetti..Yok Ödemiş Bozdağ yok sahilde bir klübe..Galiba şehir yoğunluğunu en iyi yağmurlu havalarda anlıyoruz...kaçmak kurtulmak isitiyoruz etrafımızdan,kendimizden kaçamayacağımızdan bari ruhumu sakinleştireyim,depreştiyse biraz ilgileneyim düşüncesiyle böyle hayaller kurulur kanaatindeyim.

 

Anlamlandıramadığım bir sukunet var içimde..beni tanıyanlar bilir pekte sakin bir yapım yoktur ama..(aslında galiba merkür bu ara yavaş hareket ediyormuş sanırım ondan,Taylant başbakanından neyim eksik)

 

ve şu şarkı takılıveriyor dilime..gidiyorum bu şehirden,ayaklarım geri geri..

 

« Önceki ::